Turkcell Süper Lig’in 27. hafta maçında Sivasspor, sahasında ağırladığı Antalyaspor’u 1-0 mağlup etti ve dün kaptırdığı liderlik koltuğuna bugün tekrar oturdu.
Sivasspor’a galibiyeti getiren golü ise oyuna ikinci yarıda dahil olan Sezer 86. dakikada kaydetti.
ALİ ZİTOUNİ KIRMIZI GÖRDÜ
Karşılaşmanın 82. dakikasında Antalyaspor 10 kişi kaldı. İlk yarıda sarı kart gören Ali Zitouni, 82. dakikada ikinci sarı kartı gördü ve kırmızı kartla oyun dışı kaldı.
SİVASSPOR 13 HAFTADIR KOLTUKTA
Kırmızı-Beyazlılar 15. haftada Trabzonspor’dan aldığı liderlik koltuğunu bugün de bırakmadı. Dün akşam Kocaelispor’u yenerek Beşiktaş 55 puanla zirveye çıkmıştı; Yiğidolar, Antalyaspor’u yenerek puanını 56 yaptı ve 27. haftayı da lider bitirdi.
İtalya Serie A takımlarından İnter’de forma giyen Brezilyalı golcü Leite Ribeiro Adriano futbolu bırakmayı düşündüğünü açıkladı.
Daha önce depresyon ve alkolizm tedavisi gören 27 yaşındaki yıldız oyuncu, futbola bir süreliğine ara verdiğini belirterek, “Kariyerimi gözden geçireceğim. Futbol oynama hevesimi kaybettim. İtalya’ya dönmek istemiyorum. İstediğim tek şey Brezilya’da huzur içinde yaşamak.. Burada ayaklarım çıplak ve bermuda pantolonumla kendimi çok rahat hissediyorum. Ne kadar burada kalacağımı da bilmiyorum. 1-2 ya da belki üç ay…” dedi.
Brezilyalı basınında yer alan eski kız arkadaşından ayrıldığı için depresyona girdiği şeklindeki haberleri de yalanlayan Brezilyalı futbolcu, “Hasta değilim, ölmedim de. Sadece artık sahaya çıktığımda kendimi mutlu hissetmiyorum. Hayatta paradan daha önemli şeyler var, mutlu olmak gibi. 18 yaşından bu yana profesyonel bir futbolcu olarak yoğun baskı altındayım. Inter’le bir sorunum yok dolayısıyla sıkıntımın kulübümle ilgili değil. Eğer gerekirse tüm alacaklarımdan bile vazgeçebilirim. Bu kararı yeniden mutlu olmak için aldım” diye konuştu.
Flamengo alt yapısında yetişen Adriano, kariyerinde Inter’le birlikte, İtalya’da Parma ve Fiorentina’da oynamıştı. Geçen sezon da benzer sıkıntılar yaşayan Adriano, alkol bağımlılığından kurtulmak ve depresyon tedavisi görmek için 6 ay ülkesinde kalıp, Sao Paulo’da top koşturmuştu. 47 kez milli takım forması giyen Adriano, 29 gole imza attı.
Yabancı kontenjanı Denizli’yi sıkıntıya sokmuş! Holosko, Delgado, Nobre ve de Gökhan Zan yedekte! Nobre ile Zan sakat, hazır değiller, o zaman yedek kulübede işleri ne ?
Hadi onları da geçtik, Erkan Zengin on birde! Oyunda kaldığı süreçte, bırakın bir şey yapmayı, ilk çeyrekte dili dışarı çıktı!
Kartal, şampiyonluk yolunda ince bir çizgide… Kalan her maçını kazanmak zorunda, kaybedeceği her ‘puan’ Kartal’ı, yarışta pist dışına iter. İşi de kolay değil… Tıpkı dün olduğu gibi…
Düşme hattından uzaklaşma savaşımı veren Kocaelispor, Agbetu ile öne geçti. O golü ne siz sorun, ne biz söyleyelim! Taner’in asistiyle Agbetu yürüyerek, üç savunmacıyı geçti, topu Rüştü’nün uzanamayacağı köşeye bıraktı.
Savunma bloku özellikle ilk yarıda dağınık görüntü verdi. 6’da Serdar Topraktepe’nin kaçırdığı gol, bizce maçın kırılma noktasıydı.
Koca ilk yarıda, ev sahibi takım, bir gol ve bir net pozisyon üretirken, Beşiktaş ne adına yakışır futbol, ne de doğru dürüst pozisyon üretemeden soyunma odalarının yolunu tutarken, bir avuç taraftarını da sıkıntıya soktu.
Denizli’nin ikinci yarıya, Holosko ve Uğur İnceman’ı alması, bir anda herşeyi terse çevirdi. Delgado’nun da sahaya girmesiyle birlikte Beşiktaş, tüm hatlarıyla rakip alana ‘park’ etti, bol adamlı ofansif girişimler yaptı, ilk yarıdaki pozisyon fukaralığından sıyrıldı, asıl kimliğine dönüş yaptı.
2. dakikada Taner, ceza sahası dışında kaleye paralel şekilde ilerken, Agbetu’ya topuk pası çıkardı. Rüştü’yü karşısında gören Kocaelisporlu oyuncunun şutu kalenin sağ köşesine gitti: 1-0
17’de Agbetu sağdan ceza sahasına topu yerden gönderdi, kale ağzındaki Serdar Topraktepe’nin vuruşu direğin üstünden auta çıktı.
54’de Beşiktaş ceza sahasına soldan giren Serdar Topraktepe, ortaladı. Murat’ın kafa vuruşu üstten auta çıktı.
65’te Ekrem’in sağdan ortasına Bobo kafayla dokundu, Serdar Kulbilge kornere çeldi.
75’de Rashad’ın eline çarpan top nedeniyle verilen penaltıyı Zapotocny gole çevirdi: 1-1
85’de ceza sahası içinde topla buluşan Bobo topu Holosko’ya pas vermek istedi, fakat top savunmadan dönünce, Brezilyalı meşin yuvarlağı kaleye gönderdi: 1-2.
89’da Holosko sağdan hızlı indi, topu dışarıdaki Yusuf’a çıkardı. Tecrübeli oyuncunun vuruşu farkı ikiye çıkardı: 1-3
MAÇIN ADAMI
YUSUF
Son haftalarda Delgado’nun yokluğunu aratmayan Yusuf Şimşek dün hem oynadığı futbolla hem de attığı golle kahramanlığını bir kez daha perçinledi. Ligin ikinci yarısında takımını şampiyonluğa taşıyan tecrübeli oyuncu soğukkanlılığıyla maça damgasını vururken taraflı tarafsız Türkiye’de herkesin alkışını hak etti.
KIRILMA NOKTASI
RASHAD’IN ELİ
Kocaelispor’un defanstaki ismi Rashad’ın, İbrahim Üzülmez’in ortasına elle teması sonucu verilen penaltı maçın kırılma anı oldu. Kazanılan penaltıyı gole çeviren Zapotocny aynı zamanda bu maçta arkadan gelen gollerin de önünü açtı. Rashad’ın eli Kartal’a yardım eli gibi uzandı. Beşiktaş 75’de bulduğu bu golle maçı adeta söküp aldı.
Elbette Fenerbahçe’nin eksik oyuncuları, bu takım piramidi içinde önemli taşlardı. Onların yokluğu, zaten bozuk giden düzeni körüklüyordu. Alex, başlı başına bu sallanan yapının kurtarıcısı olabilirdi ki, o da “Yedekliğe tahammül edemeyeceğinden” sakattı. Kadroda yoktu.
Aragones, vatandaşı Josico’yu tercih etmişti. Bu aşamada bu tercih, milliyetçilikten öteye gitmeyen gereksiz bir fantezi idi. Fenerbahçe’nin bu kayırmacılığa tahammülü olamazdı. Nitekim, fena oynamasa da Aragones 55. dakikada buna son verdi, Deniz ile değişti.
Deivid, orta sahadan topları dağıtan kimliği ile forvet arkasındaki görevi sürecince çok top kaybetti, hatalı paslarla attığı gole kadar tepki alan süreç yaşadı.
Tribünlerdeki seyircilerin de ikinci yarıya kadar destek vermediği Fenerbahçe, ilk yarıyı Uğur’un bir gol girişimi ile bitirebiliyordu.
Tempoyu yukarı çeken, ikinci yarının başlaması ile birlikte sahaya hışımla çıkan Fenerbahçe oldu. Bu da zaten golü getirdi. Golden hemen sonra, doğaçlama tavırla geriye yaslanan Sarı-lacivertliler, ister istemez atakları kabul eden ve ani atak şansı arayan bir kimliğe büründü. Buna Aragones’in itirazı vardı ve şiddetle takımın ileri çıkmasını tavsiye eden el kol hareketleri ile en azından bu taktik dönüşümün sorumlusu olmadığını gösteriyordu.
Edu’nun sakatlanması ile birlikte takımın savunma kalitesi bir kademe daha inerken, bu tip gündem maçlarında kendini gösterme meraklısı Youla’nın önünü tıkamak, Gökhan Gönül ile Önder’e kalıyordu. Onların başarısı, Batuhan’ın da tutukluğu ile Eskişehirspor’a pozisyonsuzluk olarak yansıyordu.
17. dakikada Eskişehir savunmasını geçen top Semih’e geldi, üçe iki kaleye giderken Fenerbahçe, Semih’in pas verdiği Güiza çalımı seçince topu kaptırdı.
22. dakikada Deivid uzun pas çıkardı, Uğur topu kaleci İvesa’dan geçirip boş kaleye cılız şekilde gönderdi, Koray topu kornere attı.
48. dakikada Batuhan kafa ile topu Volkan’ın boşalttığı Fenerbahçe kalesine yolladı, çizgide Yasin golü önledi.
50. dakikada Güiza, İvesa ile karşı karşıya atamadı, İvesa’dan seken topu Semih kaleye ortaladı, Uğur ile El Saka birlikte yükseldi. Top Uğur’un kafasından dışarı gitti.
59. dakikada Carlos’un soldan kaleye sert gönderdiği topa Deivid ayak koyup, uzak direğe gitmesini sağladı, İvesa uzandı, yetişemedi: 1-0
84. dakikada Batuhan, kalabalık savunmaya rağmen röveşata ile topu Fenerbahçe kalesine gönderdi, ama az farkla isabet kaydedemedi.
87. dakikada Güiza, İvesa’nın altından topu filelere yolladı: 2-0
90. dakikada Poljak’ın ortaladığı topa kafa vurmak isteyen Batuhan dizi ile Eskişehirspor’un golünü attı: 2-1
Afrika 2010 elemelerinde 1 Nisan Çarşamba günü Prag’da Slovakya’yı konuk eden Çek Cumhuriyeti, mücadeleyi 2-1’lik skorla kaybetti. Bu sonuçla Çekler’in gruptan çıkma şansı iyice azalırken, karşılaşmada forma giyen Baros ve birkaç takım arkadaşı, yaşadıkları üzüntüyü gidermek için aynı gece Prag’daki ünlü bir barın yolunu tuttular. Ancak burada birkaç kızla buluşup, beraber eğlendikten sonra yine mekandan birlikte ayrılmaları, Blesk gazetesi muhabirlerinin gözünden kaçmadı. Haberi yayına sunan gazete, espriyi de patlattı: “Galatasaray formasıyla İstanbul’u fetheden Baros, Prag’da yas tutuyor! Ama ne yazık ki yanındaki Teresa değil!” Not: Teresa, Baros’un nişanlanmaya hazırlandığı sevgilisi.
2010 Dünya Kupası Avrupa elemeleri 5. gruptaki maçında 30 maçtır yenilmeyen Avrupa Şampiyonu İspanya’yı konuk ettik. Karşılaşma boyunca bir çok gol pozisyonundan yararlanamayan A Milli Futbol Takımımız, ilk yarıda öne geçmesine rağmen, ikinci yarıda yediğimiz gollerle 2-1 mağlup olarak, gruptan çıkma şansını zora soktu. Devam